Milli Savunma Bakanlığı (MSB), son günlerde Avrupa’da bazı siyasi ve askeri çevrelerden gelen Türkiye karşıtı beyanatları dikkatle izlediğini duyurdu. Bakanlık, bu tür açıklamaların müttefiklik ilişkileri ve NATO dayanışmasıyla örtüşmediğini belirtti. MSB, Türkiye’nin bölgesel güvenlik mimarisindeki rolüne yönelik eleştirilerin gerilimi artırma potansiyeline sahip olduğuna dikkat çekerek, özellikle NATO üyesi Fransa ve Yunanistan’dan gelen açıklamaların bölgede barışa zarar verme ihtimali taşıdığını vurguladı. Türkiye’nin, kendisine yönelen her türlü askeri veya siyasi tehdit karşısında pasif kalmayacağı mesajı da net bir şekilde ifade edildi.
MSB, son günlerde bazı Avrupalı liderlerin Türkiye’yi hedef alan beyanatlarını dikkatle izlediğini aktararak şunları belirtti: “Türkiye’nin bölgedeki rolleri ve Avrupa güvenlik mimarisi içindeki konumu hakkında yapılan açıklamalar, müttefiklik hukuku ve dayanışma ilkeleri ile çelişmektedir. NATO üyesi Fransa ve Yunanistan’ın senaryo bazlı açıklamaları, gerilimi artırmakta ve bölgesel barışa zarar verme riskini beraberinde getirmektedir. Türkiye’ye karşı oluşturulmaya çalışılan herhangi bir askeri ittifakın başarı şansı olmadığını hatırlatıyoruz. Sayın Bakanımızın daha önce belirttiği gibi, güvenlik ve istikrarın söz konusu olduğu her durumda Türkiye’ye karşı olanlar değil, Türkiye ile birlikte hareket edenler kazanacaktır.”
MSB, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne Fransız askerlerinin konuşlandırılacağına dair çıkan haberlere de yanıt verdi: “Türkiye, uluslararası hukuka bağlı kalarak, bölgesinde barış ve istikrarı sağlamak amacıyla hareket etmektedir. Ancak, bu tutumumuz, hem Türkiye’nin hem de KKTC’nin milli hak ve menfaatlerinden ödün vermek anlamına gelmez. Kıbrıs Adası’nın güvenliği ve istikrarı, uluslararası anlaşmalarla belirlenmiştir ve Türkiye bu anlaşmalarda garantör ülkelerden biridir. Fransa’nın Güney Kıbrıs’a asker göndermesiyle ilgili açıklamaların hangi somut güvenlik gereksinimlerine dayandığı belirsizken, bu tür girişimlerin mevcut hassas dengeyi bozma ve gerilimi artırma riski bulunmaktadır. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi açısından da bu tür adımların gelecekte güvenlik riskleri oluşturabileceğini ve bölgesel istikrarı tehlikeye atabilecek eylemlerden kaçınılması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.”